Tanımadığınız İnsanlarla Konuşun- Size İyi Gelecek!


Beşiktaş – Üsküdar motoru, saat 15:30…

Herkes cep telefonlarına dalmış. Tam karşımda oturuyor. 70-75 yaşlarında. İlk gözüme çarpan gözlerinin buğu buğu olduğu. Masmavi ve buğu buğu. Yorgun bir hali var. Tekrar göz göze geliyoruz. “Hadi bunlar genç, oyun oynuyor, sen ne yapıyorsun bu cep telefonu elinde?” diye soruyor gülümseyerek. Gülümsemesi buğu buğu mavi gözleri ile tezat diye geçiriyorum aklımdan.

Hemen yanında oturan bir delikanlı hınzır hınzır cevap yetiştiriyor. “Şimdi herkes işini gücünü bundan hallediyor amca.” Pek konuşmaya değer bulmadığını gösteren bir bakış atıyor.

Yaşıma laf ettiğine bozuluyorum bozulmasına ama yaşına hürmet, bozuntuya vermeden, “Siz mektup yazmaz mıydınız eskiden” diye soruyorum. Diyor ki “Anama yazmışlığım vardı askerden”.

Doğru tahmin etmişim… 75’ ini henüz geride bırakmış. Rizeliymiş. İstanbul’ un zorluğundan dem vuruyor. Diyorum ki, “Yok mu Rize’ de ev, emeklisin anlaşılan. Hepimiz kaçmaya çalışıyoruz buradan.” Leb-i derya imiş evi Rize’ de. Eşi vefat edince, e malum çoluk çocuk İstanbul’ da… “Yahu onlar gelsin Rize’ye seni ziyarete” diyorum gülerek. Gülmüyor…

“Evladım” diyor. “Çoluk çocuk hanımın yerini tutmuyor.” Buğu buğu mavi gözleri, griye dönüyor. Yağmur bırakıyor.

“Şimdi yanından dönüyorum, sohbet ettim onunla, ona da söyledim, çoluk çocuk bile senin yerini tutmuyor diye.”

Kızıyorum kendime. Sana ne, ne diye karışıyorsun başkasının işine?

“Evlen!” demiş eşi vefat etmeden önce… “16 sene...” diyor. “16 senedir hanımımın yerini çoluk çocuk tutamamış. Evlenir miyim hiç?” Belli ki çocuklarına üstü kapalı bir sitem var sözlerinde.

Üsküdar’ a vardık. Yerimden doğruldum. Naylon poşetini toparladı. Yardım etmek istedim ama izin vermedi. Veda ettim. “İşin gücün rast gitsin” dedi. Buğu buğu mavi gözleri göğe dönmüştü.

Telefonumu tekrar elime aldım motordan inince. “Anacım” dedim, “Çok özledim sizi, iyi misiniz?...

Tanımadığınız insanlarla da arada konuşun. Ruhunuza çok iyi gelecek.

#Diğer

Öne Çıkanlar
Güncel