Sepetteki Yengeçler


Hiç “Yengeç Sepeti Sendromu” nu duydunuz mu?

Wikipedia’ da yer alan tanıma göre “Benim olmuyorsa, senin hiç olmasın!” düşünce kalıbını ifade etmek için kullanılan bir analojidir. Bir yengeç tek başınayken sepetten kolaylıkla çıkabilir. Ancak bir çok yengeç bir sepetin içinde olduğunda işler değişir. Birbirlerini yukarı itecekleri yerde “buraların ağası benim” der gibi bir rekabet içerisinde birbirlerini aşağı doğru çekerler. Böylece hepsi sepetin içinde kalmaya mahkum olur.

Bu videoyu seyrederken aklıma son zamanlarda yaptığım bir odaklı grup toplantısı geldi. Yeni yönetici eğitim ihtiyaç analizi sırasında katılımcılarımın pek çoğu karşılaştıkları en büyük zorluklardan birinin, içlerinden çıktıkları takımı yönetmek olduğundan bahsettiler.

Eğer terfi öncesi güçlü ilişkiler kurabildiyseniz ve sağlam bir profesyonel duruş sergilediyseniz bu durum avantajlı olabilir. Sizin için sevinen ve bir lider olarak sizi takip etmekten mutlu olacak bir takım…

Peki ya bir yengeç sepetinin içindeyseniz?

Düşünürseniz gerçekten de zor bir durum. Kendini o pozisyon için daha uygun bir çalışan olarak değerlendirenler, size karşı belki kıskançlık ve rekabet besleyenler hatta yönetim ve liderlik becerilerinizi açıktan ve ya gizli yetersiz görenler…

Yönetici ve liderlik rolünü üstlendiğinizde iş yerinde yakın arkadaşlara sahip olmanın avantajları yanında dezavantajlarına da hazırlıklı olmanız gerekiyor.

Hazırlıklı olun!

Yeni yöneticilerin bu duruma uyum sağlayıp takımı üzerinde kredibilite sağlamasının püf noktası terfi edene kadar beklememektir. Kariyerinizde bugün yaptıklarınız yarınınızı şekillendirir. Bu nedenle terfinizden sonra zorlanmamak için öncesinde tutarlı bir çalışan profili ortaya koymanız gerekir.

Örneğin sürekli yöneticinizin arkasından konuşuyor ve toplantılarda ise susuyorsanız emin olun tüm takımınınız bu durumu bir yerlere not etmiştir.

Terfinizin gerçekleşmesini beklemek yerine ileride sahip olmayı hedeflediğiniz yönetsel tavrın gerektirdiği planlama, karar verme, iletişim ve iş birliği gibi yetkinlikler konusunda kendinizi geliştirmeniz, terfi öncesi beraber çalıştığınız takımın size olan saygı ve güvenini sağlamlaştıracaktır.

Yeni rolünüzü üstlenmenizin ardından ise bu geçişi kolaylaştıracak birkaç öneri:

Yaşanan durumla yüzleşin

Pek çok yakın arkadaşa sahip olduğunuz takımınızla ilişkilerinizin eskisi gibi olamayacağının farkına varın. Sürdürdüğünüz arkadaşlık elbette devam edebilir. Ancak asla aynı koşullarda ve düzeyde olmayacak. Şimdi artık takımınızla daha önce kullanmaya ihtiyaç duymadığınız profesyonel bir ilişki geliştirmeniz gereklidir.

İlişkinin yeni iklimini oluşturun

Davranışlarınızı bir yandan sizi bir yönetici olarak sizi başarılı kılacak bir yandan da dostluğunuzu koruyacak şekilde ayarlamanız gerekir.

Bunun anlamı örneğin artık ofis dedikodularına ortak olmamanız, iş yeri şikayetlerinizi çalışanlarınızla değil kendi yöneticinizle paylaşmanız, diğer çalışanlarınızın durumu ya da yönetim toplantılarında konuşulan konuları aktarmamanız ve hatta iş dışı sosyal ilişkilerinize kısıtlama getirmenizdir.

Oldukça acımasız olduğumu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak emin olun ki takımınızdaki bazı çalışanlarınız “adam tuttuğunuza” dair dedikodular konusunda benden daha acımasız olacaktır.

Beklentileri ortaya çıkarın ve beklentileriniz konusunda net iletişim kurun

Yönetici olarak atanır atanmaz yapmanızı önerdiğim diğer bir şey ise takım üyelerinizin beklentilerini anlamak ve beklentilerinizi aktarmak için gerçekleştireceğiniz bire-bir görüşmeler. Bu görüşmelerde yeni rolünüzün gerekliliklerinden bahsedebilir, tüm takımın gelişim ve performansından sorumlu olduğunuzu aktarabilir ve çalışanınıza başarması için gereken destek ve yönlendirme konusunda her zaman hazır olduğunuz mesajını iletebilirsiniz.

Görüşmelerde takınacağınız güvenli tavır, ortaya koyacağınız samimi, açık ve profesyonel iletişim başarılı olmak için gereken güven ve saygıyı kazanmanıza yardımcı olacaktır.

Uygunsuz davranışlara güvenli bir şekilde müdahale edin

Zaman zaman bazı çalışanlarınızın yönetici olarak size karşı bir tutum takınmaları mümkündür. Bu tür davranışlara hemen ve sakin bir biçimde müdahalede bulunun – elbette uygun ve mahrem bir ortamda -.

Gözlemlerinizi direkt ve net bir biçimde iletin, tereddütlerinizi aktarın ve bu durumun yeni rolünüz ile ilgili olup olmadığı konusunda samimi ve profesyonel bir tonda konuşun.

Çalışanlarınızın yakın arkadaşlarınızdan oluşması geri bildirim vermenize engel olmamalıdır. Ancak geri bildirimlerinizi verirken patronluk taslamamaya özen gösterin. Altını tekrar çizelim ki burada kritik nokta iletişimde takınacağınız içten, dürüst ve güvenli tavırdır.

Adaleti elden bırakmayın

Yönetici rolünüzle beraber ortaya çıkabilecek tehditlerden bir diğeri ise takımınızdaki yakın arkadaşlarınıza karşı daha zorlayıcı ya da müsamahalı olma eğilimidir.

Bazen arkadaşınız olmasından dolayı çalışanınızın daha çok iş ya da daha zor projeler konusunda yardım etmek isteyebileceğini düşünebilirsiniz. Böyle durumlarda kendinize bir soru sormanızda fayda var: Kişisel olarak bir geçmişim olmasaydı ona yine aynı şekilde mi davranırdım?

Bunun yanında o çalışanınızın arkadaşınız olması elbette ona özel bir ayrıcalık sağlamamalıdır.

Durumu avantaja çevirebilirsiniz...

Eğer uzun zamandır beraber çalıştığınız bir takımın yöneticisi olduysanız bu onları iyi tanıdığınız anlamına gelir. Güçlü yanlarını, gelişime açık yanlarını… Bu avantaj onları geliştirirken ve hedeflere yönlendirirken çok işinize yarayacaktır.

Evet doğru, sizin aldığınız terfiyi almadılar, belki gücendiler ya da incindiler. Ancak onları motive edecek kalplerinde saklı noktaları ya da heyecanlandıracak bir sorumluluk ya da projeyi kim sizden daha iyi bilebilir ki?

#Liderlik #Yönetim

Öne Çıkanlar